/* BURADAN */ /* BURAYA */

21 Aralık 2014

"DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ” Şiiri ve ÖYKÜSÜ

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin...ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen.
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum.
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Ceyhun Atuf KANSU

   Şiire konu olan öğretmen ŞEFİK SINIĞ (1925-1949)' ın öyküsü...


  Şefık Sınığ, 1925 yılında Konya-Seydişehir' de dünyaya geldi. Babasının adı Hulusi, annesinin adı Nazife' dir. Kü­çük yaşta annesini ve babasını kaybeden küçük Şefık, hem yetim, hem de öksüz kalır. Kimsesiz kalınca; o yıllarda Denizli' nin Çivril ilçesinde PTT müdürü olan eniştesinin yanına gelir. Burada, ilçenin tek ilkokulu olan 30 Ağustos İlkokulu' nda öğrenime başlar.
Çivrilli Osman Gürkan, İs­parta-Gönen Köy Enstitü­sü' nde tarım öğretmenidir. Çevresinde; zeki, çalışkan, yardıma muhtaç çocukları teşvik ederek, çoğunlukla okula kendisi götürerek, o çocukla­rın öğrenim görmelerini sağ­lar. Şefık de, bu çocuklardan biridir.
  Öğretmen Osman Gürkan, Şefik' i Isparta-Gönen Köy Enstitüsü' ne götürür, Orada, parasız yatılı okumasını sağ­lar. Ona bir baba şefkati göste­rir, sahip çıkar.
Şefik Sınığ, Gönen Köy Enstitüsü' nü bitirdikten sonra, Afyon - Dinar ilçesi, Sütlaç Kö­yü İlkokulu' na öğretmen ola­rak atanır. Burada ilk görevine başlar...
1949 yılı ekim ayında bir gün, görev yaptığı Sütlaç Kö­yü' ne yakın Bostancı Köyü' ne futbol oynamaya giderler. O köy­de Çivril' den ve Gönen Köy Enstitüsü' nden sınıf arkadaşı olan öğretmen Mehmet Aydeniz görev yapmaktadır Orada, maç esnasında fut­bol topu patlar. Şefik öğret­men ve arkadaşları, topu tamir etmek için okula girerler. Şe­fik öğretmen, topu tamir eder­ken okulun ara duvarı üzerleri­ne çöker. Yalnızca o ağır yara­lanır.
  O yıllarda, ulaşım şartlan hayli zor olduğundan Çivril' e güç şartlarda getirilir.
Doktor Şerif Gürsel, ağır yara­lı olan Şefik öğretmeni mu­ayene eder ve omuriliğinin hayli ezilmiş olduğunu görü­r. Çaresiz bir şekilde, Çiv­ril' den Sütlaç' a geri götürülü­r ve orada okul odasında yatağına yatırılır. Hasta ya­tağının başında, öğretmen ar­kadaşı Mehmet Aydeniz köy­lülerden bir kaç kişi bekler Ancak, durum umutsuz­dur. Dünyanın bütün çiçeklerini, köy çocuklarını, öğretmen­lik mesleğini çok seven ide­alist öğretmen ölmek üzeredir. Sürekli öğrencilerini sayıklar. Bu sayıklaması gün boyunca sürer. Hep öğrencilerini, kaderleri kendisine benze­yen o köy çocuklarını sayıklar. Dünyanın bütün çiçek­lerini yanına ister. Son sözleri şu olur:
  BANA ÇİÇEK GETİRİN, DÜNYANIN BÜ­TÜN ÇİÇEKLERİNİ BURAYA GETİRİN...
  Daha sonra, yaşama gözlerini kapar. Zorluklarla geçen yaşamı acı bir olayla son bulmuştur. Artık, o çok sevdiği köy çocuklarından, okulundan ayrıdır...
Bu acı olay 1949 yılında ekim ayının bir perşem­be günü meydana gelmiştir. Çivril' de de duyulan bu acı olay üzerine, bir grup öğretmen arkadaş, bir kamyonla Şefik öğretmenin ce­nazesini Çivril' e getirmek üzere Sütlaç' a gider. Giden öğretmenler Süleyman Çavdaroğlu, Hasan Başkaya, Ali Dönmez, Rüştü Özen ve Mehmet Reşit Akay' dır. Yanlarında beraber gittikleri öğretmenlerden birisinin Çivril' de misafiri olan bir üniversite öğrencisi de var­dır. O da çok üzülmüş ve duygulanmıştır.
  Şefik öğretmen, arkadaşlarınca Çivril' e getirilir ve şehir mezarlığında toprağa verilir. Mezarının başına adı, soyadı, doğum ve ölüm tarihleri yazılı bir mezar taşı dikilir.
Çivril'den öğretmenlerle beraber Sütlaç' a giden üniversite öğrencisi bu acı olayı Ceyhun Atuf Kan­su' ya, 1949 yılında anlatır. Şefik öğretmenin o duygu yüklü son sözlerini aktarır. Bu acı olayı ve son sözleri duyan Ceyhun Atuf Kansu çok duygulanır. Şefik öğ­retmenin anısını, idealistliğini ölümsüzleştirmek için "Dünyanın Bütün Çiçekleri" adlı o duygulu, anlamlı şiirini kaleme alır.
Bu şiir, ünlü şair tarafından 1950 yılında kaleme alınmış­tır, öğretmen Şefik Sınığ, yıllar boyu yaşasın diye... Gerçekten de, "Dünyanın Bütün Çiçekleri" şiiri, yıllar boyu bir türkü gibi söylenip durdu. Daha çağlar boyu söy­lenip duracak. Anadolu'nun her köşesinde bir fısıltı gibi, Şefik öğretmen, dünyanın bü­tün çiçeklerini, köy çocukları­nı çağıracak. Kaderleri ona benzeyen, yalnızlıkta açan, kimsenin bilmediği o köy çocuklarını... Onlara son bir ders vermek için... Son şarkısını söylemek için...
  Öğretmen Şefik Sınığ, bu şiirle ölümsüzleşmiştir. Şefik öğretmenin mezarının Çivril' de olduğunu pek fazla kişi bilmiyor. Onu tanıyan, bu gün hayatta olan emekli öğretmen arkadaşları mezarın yerini bil­mektedirler ve anısını ilk günkü canlılığı ile içlerinde yaşatmaktadırlar. Kendisini tanıyan arkadaşla­rından emekli öğretmen Süleyman Erdem Şefik öğret­menin mezarının Çivril' de olduğu ,konusunu yeniden gündeme getirir. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü' ne "Mezarın yeniden düzenlenmesi" önerisini götürür. Öneri kabul görür ve yapılan düzenleme 24 Kasını Öğretmenler Günü' ne yetiştirilir. Mezartaşına şiirin ilk ve son kıtaları yazdırılır. 24 Kasım' da mezarının ba­şında kısa bir tören yapılır. Emekli öğretmen Rüştü Özen, Ceyhun Atuf Kan­su' nun oğlu Işık Kansu'ya olayı haber verir. Çivril'e davet eder. Ünlü şairin oğlu Işık Kansu, yıllardan beri peşinde olduğu, araştırdığı olayın birden bire aydınlandığını duyunca, oldukça heyecanlanır. Hemen Çivril' e gelir ve Şefık Sınığ' ın mezarını ziyaret eder. Onu tanıyan emekli öğretmen arkadaşları ve diğer kişilerle tanışır, konuşur. Daha sonra, Rüştü Özen ile birlikte Dinar' ın köy­leri olan Sütlaç ve Bostancı Köyleri' ne gider. Amacı; o günlerin tanığı yaşlı kişileri bulup konuşmaktır.
    Amacına ulaşır. O acı olayın can­lı tanıklarını bulup konuşur. Ora­dan buruk bir acı ile Çivril' e geri döner.Yıllardır arayışının mutlu so­na ulaşmasında katkısı olan Çiv­rilliler' e teşekkür ederek, Anka­ra' nın yolunu tutar. Ankara yolla­rında babası Ceyhun Atuf Kan­su' nun "Dünyanın Bütün Çiçek­leri" şiirini daha bir anlamlı mırıl­danır. Bizler, Şefık öğretmenin me­zarının Çivril' de bulunmasını bir onur sayıyoruz.
   Çivril' de Şefik öğretmenin mezarının bulunduğu şehir me­zarlığı, yüksekçe bir tepededir. Bu tepe, özellikle ilkbahar ayla­rında renk renk çiçeklerle beze­nir. Burada her türlü çiçek boy verir.
Nüfus kayıtlarına göre, asıl adı ve soyadı Şefık Eren Şı­nıg' dır. Ancak, "Şınığ" yeri­ne, "Sınıg" soyadını kullan­mıştır....

 alıntı

1 yorum:

  1. yazan irem ada ağkılınç

    çok güzel çok beğendim ve bu öğretmen için çok üzüldüm ben çok duygusalımdır

    YanıtlaSil